Münir Özkul hayatını kaybetti! Hababam'ın Mahmut hocası Münir Özkul kimdir?

Son dakika Münir Özkul 93 yaşında hayatını kaybetti. Hababam Sınıfı'nın Mahmut Hoca'sı, Bizim Aile'nin Yaşar Usta'sı, milyonların sevgilisi Münir Özkul kimdir? İşte hayatı ve detaylar...
Bu haber 2018-01-05 13:09:07 eklenmiş ve 226 kez görüntülenmiştir.

Usta oyuncu Münir Özkul 93 yaşında hayatını kaybetti. Yeşilçam'ın usta isimlerinden Münir Özkul bir süredir hastalıklarla boğuşuyordu. Sayısız sinema filminde rol alan efsane oyuncu Münir Özkul hayranları durumunu oldukça merak ediyordu. İşte merak edilen soruların cevapları ve Münir Özkuldetayları...

Fenerbahçe başsağlığı mesajı yayınladı...

Türk Sinema ve Tiyatrosunun unutulmaz sanatçılarından, Hababam Sınıfı’nın Mahmut Hocası, birçok değerli eserde rol almış, milyonların sevgilisi büyük usta Münir Özkul’un vefat ettiği haberini büyük bir üzüntüyle öğrendik.

Usta sanatçı merhum Münir Özkul’a Allah’tan rahmet, başta ailesi olmak üzere, merhumun sevenlerine ve tüm sanat camiasına başsağlığı dileriz.
 

Münir Özkul kimdir?


Hababam Sınıfı’nın Mahmut Hoca’sı, Bizim Aile’nin Yaşar Usta’sı, Adile Naşit’in can eşi, Türk filmlerinin vazgeçilmez babacan adamı, Münir Özkul. Koskoca bir hayat bir kaç cümleye sığmaz belki, ama deneyeceğim. Bir gün kızı Güner onu yazana kadar ekranlardan öğrenebildiğimiz kadar bileceğiz bu değeri. En çok sevindiğim şey, hala yaşıyorken değerinin bilinmiş olması ve çok sevilmesi. Şu günlerde hastalığı nedeniyle kendi halinde gözlerden uzak bir hayat sürüyor olsa da, ne bileyim işte nefes aldığını biliyor olmak bile ayrı bir mutluluk. Çünkü onun yaşadığı dönemde yaşıyorum ve dileyen herkes mutluluğuma ortak olabilir.

Münir Özkul’un çocukluğu ve okul yılları

 
Münir, 15 Ağustos 1925’te İstanbul Bakırköy’de bir paşa torunu olarak doğdu. İki kız çocuğundan sonra dünyaya gelmesiyle bir anda ailesinin göz bebeği oldu. Evin bütün kadınları Münir’in üzerine titriyordu. Paşalıktan gelen soyları öyle devam etmeliydi. Ailesi kararını vermişti, Münir tıpkı paşa dedesi gibi bir paşa olacaktı.
Münir, çocukluğu boyunca mahçup, içine dönük bir karakter oldu. Bir paşanın özelliklerinden uzak görünüyordu. Ailesinin üzerinde kurduğu düşler belki de onu daha da içine döndürüyordu. Onun gözü paşalıktan fazlasındaydı.
İşte bu zamanlarda Bakırköy’deki meşhur Miltiyadi Sineması onun sığınağı haline gelmişti. Münir, İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Ancak bu hiç kolay olmadı, çünkü gündüzleri sürekli okuldan kaçıyor, sinemaya gidip Amerikan ve Fransız filmleri izliyordu. Geceleri de aynı sahnede oyunlar izleyip alkış tutuyordu. İsmail Dübüllü’ye ise ayrı bir hayranlık duyuyordu. İşte bu hayranlık ona ışığı getirecekti.
Üniversiteye gittiği yıllarda bir yandan da oyunculuk yapıyor olacaktı. Bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi’nde Sanat Tarihi bölümüne  gitti. Ancak tiyatro sevdası hep ağır bastı.

Münir’in tiyatro sevdası

Münir sessiz ve içine kapanık olsa da bir yandan da cesur ve tutkuluydu. Okulu bırakıp oyuncu olmaya karar verdiğinde 15 yaşındaydı. Ailesinin tepki göstereceğini bildiğinden bu işi sessizce halletmeliydi. Gizliden Bakırköy Halkevi’ne gitti. Burada oyunculuğa ilk adımını atmıştı. Tiyatroya gönülden bağlanmış bu genci küçük bir rolle sahneye çıkardıklarında, parlıyordu. Profesyonellik yolunda ilerlemesi artık kaçınılmazdı.

Amatörlüğünü Halkevi’nde üzerinden çıkarıp rafa kaldıran Münir, içindekilerii keşif için artık bir yolculuktaydı. Bu yolculuk kendisinden başlayıp yine kendisine dönüyordu.
Bir süre İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunculuğundan sonra Ankara Devlet Tiyatrosu’na geçti. Emin adımlarla ilerliyordu.

Münir profesyonellik yolunda

Profesyonel ilk adımı İstanbul Şehir Tiyatrosu’na geçtiğinde attı. Çünkü burada artık bir birey olarak özgür ruhuyla özel tiyatrolarda çalışabileceği inancını kazanmıştı. Ses Tiyatrosu çalıştığı ilk özel tiyatroydu. Burada uzun kalmayacaktı. Ama 1948’de Ses Tiyatrosu’nda sahneye çıktığı ‘’Aşk Köprüsü’’ ile adından söz ettirmiş, oldukça ilgi çekmişti.
Bundan sonraki durağı, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne oldu. Küçük Sahne’de ‘’Fareler ve İnsanlar (1951)’’‘’Yaz Bekarı (1954)’’‘’Çayhane (1955)’’ gibi önemli oyunlarda oynama fırsatı buldu.

Münir’in hayatında siyah beyaz günler

Sinemaya ilk adımı askerliği sırasında attı. ‘’Vatan ve Namık Kemal’’ filminde yönetmen asistanlığı yapan arkadaşı Sırrı Gültekin’i ziyarete gittiği sırada üniformalı bir figüran ihtiyacından kendisini kamera önünde buldu. Bir anı olur diye geçtiği kamera karşısında uzun yıllar kalacaktı.
1950’lerde artık Münir tam anlamıyla keşfedilmiş, sinema için de ilgi odağı olmuştu. Bir anda siyah beyaz filmlerin sık görülen ve beğenilen yüzü oldu. Kendine has tavrı, mimikleri izleyicisi tarafından çok beğeniliyordu.
Sinema o dönem de tıpkı şimdi olduğu gibi yabancı sinemanın etkisindeydi. Burhan Felek o dönemin ''Lorel - Hardi'' ikilisini Türk versiyonuna ‘’Edi ile Büdü’’ olarak uyarlamıştı. 1952’de sinema hayatına ‘’Edi ile Büdü Tiyatrocu’’ ve ‘’Edi ile Büdü’’ filmleriyle aktarıldı. Filmde Münir Özkul ‘’Edi’’, Vasfi Rıza Zobu ise ‘’Büdü’’ karakterindeydi. Bu filmle çok beğenildi.
İpek Film yapımıyla ilk yıllar hep komedi filmlerindeki mimikleriyle dikkat çekiyordu. Ancak asıl başarıyı 70’lere gelindiğinde Arzu Film yapımı filmleriyle yakalayacak, hangi rolde arandığını öğrenecekti.
1969 Orhan Aksoy yönetmenliğinde ‘’Fakir Kızı Leyla’’ filminde evin kahyası olarak rol alan Münir, ilgiyi en çok üzerine çekmeyi başaran karakterdi. Bu filmden sonra defalarca bu kalıpta roller alacaktı.
Münir sinema da çok sevilecek, nerede yufka yürekli bir babaya ihtiyaç duyulsa akla ilk o gelecekti. O, asla kötü adam rollerinde olmayacaktı.

Münir Özkul tiyatro kurdu

Artık sinema ve tiyatro hayatında birlikte ilerliyordu. Oyunculuk onun gerçek olan düşleri gibiydi. Tiyatro kariyerinde Küçük Sahne’den sonra 1958’de tekrar İstanbul Şehir Tiyatroları’na, bir sene sonra da Ankara devlet Tiyatrosu’na geçti. Buralarda 2 yıl geçirdikten sonra 1960’ta İstanbul Aksaray’da Bulvar Tiyatrosu’nu kurdu. Arkadaşlarıyla beraber kurup çalıştığı bu topluluk 2 sene bir arada kaldı.
1963’te 4 yıl sürecek şekilde çeşitli topluluklarla turnelerdeydi. Sahnelerden uzak kaldığı zamanalar da oldu, ama tiyatro ve sinemanın bir dengesi vardı artık hayatında.
1978’de yeniden Şehir Tiyatroları’na dönecek, 1983’te ise Dormen Tiyatrosu’nda 1961’de kendi tiyatrosunda sahnelediği ve ilgi gören oyun ‘’Generalin Aşkı’’ ile tekrar sahnede olacaktı.

İsmail Dümbüllü kavuğu

Münir Özkul 1968’de Altan Karındaş Topluluğu'nda sahnelenen ‘’Kanlı Nigar’’oyunundaki performansıyla ‘’İlhan İskender Armağanı’’na layık görüldü.

Münir Özkul’un içine oyuncu olma isteğini doğuran aslında İsmail Dümbüllü’ye duyduğu hayranlıktan başka bir şey değildi. İşte ödül aldığı Kanlı Nigar oyununun asıl ödülünü de İsmail Dümbüllü’den aldı. Çünkü Dümbüllü, 1968’de Arena Tiyatrosu’nda bu oyunun prömiyerinde ona da oyunculuğuna da hayran kaldı. Uzun süredir aradığı çırağını bulduğunu anlamıştı.
Münir Özkul’a “Sen kitaplı tiyatrodan geliyor olsan da yerine göre Pişekar, yerine göre Kavuklu olmayı başardın. Kavuk senin hakkın” diyerek, Türk Tiyatrosu’nun sembolü olmuş, Kel Hasan’dan devaraldığı kavuğu, devretti.
Münir Özkul da 1989’da bu kavuğu Ferhan Şensoy’a, o da 2016’da Rasim Öztekin’e devretti.
Münir Özkul ayrıca 1978’de ‘’Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’’ndaki rolüyle ‘’Avni Dilligil’’ ödülünü aldı. 1979’da ''Ulvi Uraz'' ve ''İsmet Küntay'', 1980’de de ''İsmail Dümbüllü'' ödüllerini kazandı.

Münir Özkul’un evlilikleri

Evet tek bir başlıkta ve çoğul bir anlatım kullanıyorum. Çünkü Münir Özkul, 4 kez evlendi. Filmlerde izlediğimiz o aile babası maalesef ki gerçek özel hayatında yoktu.
Heyecanlı bir özel hayatı vardı. İlk eşi Şadan Hanım oldu, bu evlilikten bir kızı, bir de oğlu oldu. Daha sonra Suna Selen ile evlendi ve çiftin 1966’da Güner adını verdikleri bir kızı oldu. Suna ve Münir çifti toplamda 14 yıl birlikte yaşadılar ve 6 yılında evlilerdi.

Güner’e hazırlıksız yakalanmış olmaları ve Münir Özku’un alkol problemi sebebiyle anneannesi doğduktan sadece 3 ay sonra torununu yanına aldı. Ölene kadar da bırakmadı. Anneannesi öldüğünde Güner 7 yaşındaydı ve anne babasının yanına taşındı. Ancak bu kez de Suna Selen, Güner Sümer’e aşık olmuştu ve çift ayrıldı. Güner babasıyla kaldı.
Münir Özkul üçüncü kez Tophaneli Örümcek lakaplı Yaşar Hanım ile evlendi. Ancak o da, Münir Özkul’u terk etti ve gitti.
Sonunda 53 yaşındayken aşık oldu Münir Özkul. Umman Hanım da henüz 25 yaşındaydı. 1986’da evlendiler ve bugün hala evliler.
Münir Özkul özel hayatında bu inişli çıkışlı halleri benimsemişti. Hatta kızı Güner bir gün‘’Babam evlenmekten değil, boşanamamaktan korkar’’ cümlesini işte bu durumu tasvir ederken kullanmıştı.

ETİKETLER : mahmut.vefat.etti
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer GÜNCEL haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Canturk Haber sitesinde en çok hangi haberleri olsun?
Magazin
Siyaset
Dünya
Engelli
3.sayfa
Yerel
GÜNDOĞDU PANSİYON- CİDE GİDEROS KOYU
Cantürk Haber
© Copyright 2015 Cantürk Haber Sitesi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Final Bilişim Final alt yapısı ile yapılmıştır.
TAVSİYE SİTELER
Cantürk FM Dinle
Arabesk Alemi Dinle
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Trafik Kazaları
Seçimler
SPOR
Beşiktaş
Galatasaray
Fenerbahçe
Trabzonspor
SİYASET
Devlet Bahçeli
Başbuğ Alparslan Türkeş
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Milli Eğitim Bakanlığı
Engelli
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat