10.3 C
Ankara
17. Nisan. 2024
No menu items!
Ana Sayfa Genel Araştırmacı Yazar Kerim Özbekler İle Röportaj

Araştırmacı Yazar Kerim Özbekler İle Röportaj

Röportaj:Asude Can

-Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
-01 Kasım 1951 tarihinde Aydın’ın Nazilli İlçesi’nde dünyaya geldim, ortaokul 3.sınıfta iken Hürriyet Haber Ajansı muhabiri olunca okulu bırakarak gazetecilik hayatına başladım. 14 yaşında başladığım bu meslekte genç yaşta birçok kişi tanışma fırsatı buldum, o sıralar bazı mahalli gazetelerde şiir ve yazılarımda yer alıyordu. Bu o kadar hızlı gelişti ki Sivas ve Bursa’da askerliğimi tamamladıktan sonra ilk şiir kitabımı çıkardım, arkasından Aydın’ın Yenipazar-Kuyucak-Bozdoğan ilçelerinde birer gazete yayınlamaya başladım. 1980 yılında ihtilal olunca ilanlar kesilmişti, bunun üzerine gazeteleri kapatarak kitap yazmaya başladım. Arka arkaya 9 şiir kitabı-antoloji yayınladım ama pek tutulmadı, 10.kitabımda türü değiştirerek il-ilçe tanıtımı yapan kitaplar yazmaya başladım. Bu sefer kitaplar tutuldu ve satmaya başladı ama bu kez de kitapların bir kısmının paraları bana dönmemeye başladı, o yıllardaki yüksek enflasyonda yeni kitaplar yapmama engel oldu. Sonuç olarak toplam 50.000 kitap basmama rağmen hiç para kazanamadım, üstüne üstlük cebimden de çok para harcadım. Durum bu olunca, gazetelerden sonra 17 kitap yazmama rağmen kitap yazımını da durdurmak zorunda kaldım. 1999 yılında emekli olunca, tamamen inzivaya çekilerek amatör ve profesyonel gazeteci-yazar ve şairlere dönük yayınlar yapmaya başladım.

-Okuma merakınız nasıl oluştu?
-Okul hayatında çok başarılı bir talebe değildim, okulu bıraktıktan sonra yazı ve şiir yazmaya başlayınca bende gazete-dergi-kitap okuma alışkanlığı zirve yaptı. Özellikle yazı ve şiirlerimin çeşitli gazete ve dergilerde yer alması, tanımış olduğum gazeteci-yazar ve şairlerin bana hediye etmiş olduğu kitapları okumam ve onları tanıtıcı yazılar yazmam bu merakı iyice uçurdu. Zamanla gittiğim il ve ilçelerde yayınlanan gazeteleri elde etmem, o il ve ilçelerle ilgili kitapları satın almam bende araştırma merakı uyandırdı. Bunları zamanla yazı yazdığım gazete ile dergilerde yer alması mesleğe olan bağlılığımı da iyice artırdı, bir süre sonra bu yazıları kitaplara da aktarmaya başlayınca iş büyüdü. Sonunda kendimin kullanabileceği detaylı bir kitaplığa, kütüphaneye sahip oldum.

-Kitap okurken herhangi bir alanda mı okumalı yoksa tüm alanlar ile alakalı kitaplar mı okunmalıdır?
-Ben çok küçük bir yaşta gazetecilik ve yazarlık hayatına başladığım için elime geçen bütün gazete-dergi ve kitapları okurdum, zaten yeterli bir bilgiye sahip olmadığınız zaman haberi de kaleme alamazsınız. Bir makale de yazamazsınız, ben bunların yanısıra o zamanlar nadir bulunan mesleki kitapları da takip eder, onları da elde ederdim. Ayrıca çalıştığım gazete ve haber ajanslarındaki büyüklerimizle konuşurken onların bana anlattıkları mesleki tecrübelerini de dikkate alır, uygulama alanıma alırdım. Bana ayda 1 gönderilen gazete yöneticilerinin bültenlerinden de çok faydalanırdım, ayrıca küçük yaşlarda anlamını bilmediğim kelimelerin açıklamaları için 5-6 büyük sözlükte edinmiştim. Bu yüzden çok fazla bir zorluk çektiğimi söyleyemem, bana kalırsa yazı alanında ilerlemek isteyen herkes her türlü yayını büyük bir dikkatle okumalıdır.

-Sizce kitap okurken özellikle nelere dikkat edilmelidir?
-Ben kitap okurken o kitabın bana neler kazandıracağına bakarım, bugüne kadar hep buna dikkat ettim. Bana hiçbir şey öğretmeyen hiçbir kitabı okumam, zaten piyasada o kadar çok kitap var ki seçim yapmazsanız zamanınızı boşa harcamış da olabilirsiniz. Ayrıca, dalgın bir zamanımda kitap okumam, çünkü okuduğunuz kitaptan hiç bir şey anlamazsınız. Bir de ben kitap okumak için genellikle yalnız olduğum bir zaman dilimini seçerim, çok hızlı bir çalışma trafiğim olduğu için bugüne kadar aldığım birçok kitabı da maalesef okuma imkânı bulamamış birisiyim. Buna rağmen bütün ömrüm okumakla ve yazmakla geçmiştir, özetle söylemem gerekirse bazen zaman okumayı seven bir insana yetmiyor. Mesela bir örnek vereyim, yıllardır bana Gazeteci-Yazar ve Şairler de çok sık kitap postalarlar veya yanlarına gittiğimde verirler. Bir defasında bir yayıncı bana 28 kitabını göndermişti, üstelik bu yayıncı ile o zamanlar tanışmıyorduk. Şimdi, arkadaşız. Bir günde 30-40 gazete-dergi-kitap geldiği günlerde bunlardan hangi birisini okuyabilirsiniz? En fazla 2-3 tanesini, maalesef ben bu tür durumlarla çok karşılaşıyorum. Örneğin geçen ay bir yayınevi sahibi yanıma gelerek bana yayınladığı 5 kitabı hediye etti, yazı yazmaktan daha hiç birisini okuyamadım.

-Yazarlık kariyeriniz nasıl başladı? Size öncülük eden bir isim var mı?
-Ben Gazeteciliğe başladıktan sonra mahalli gazetelerde de kendi çapımda makaleler yazıyordum, bunu zevk için yapıyordum. Bir an geldi ki birçok gazete ve edebiyat dergisine benim yazılar girmeye başladı, bu gazete ve dergi sahipleri o zamanlar adresime bu gazete ve dergileri postalıyordu. İnsan yazısını veya şiirini gazete ile dergide görünce içinde yazma hevesi çoğalıyor, bu bende de böyle oldu. Zamanla gazete ve dergi sahipleri ismimi 14-16 puntoluk harflerle yazmaya başladı, yazı yazanlar bilir. Bu bir dopingtir, maalesef bende de öyle oldu. Gece gündüz bir taraftan gazetelere haber, diğer taraftan edebiyat dergilerine araştırma-inceleme yazıları postalamaya başladım. Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde yayınlanan birçok gazete ile dergilerde bana ait yazı ve şiirler yer aldı, bu konuda bana öncülük eden bir isim olmadı. Hatta önümü kesmek isteyenler çok oldu, buna rağmen yazmaya devam ettim. Bu arada benim önümü kesmek isteyenlerin başkalarının önünü de kesebileceklerini düşünerek zamanla amatör ve profesyonel birçok Gazeteci-Yazar ve Şaire daha fazla ileri gitmelerini sağlamak için Gazete-dergi-kitap yardımında bulunmaya başladım. Bu işi de 55-56 yıldır büyük bir itina ile sürdürüyorum, yardımlar kesintisiz olarak her yere ulaşıyor.

-Eserlerinize gösterilen ilgiyi tarif etmenizi istersek neler söylersiniz?
-Benim ilk 9 kitabım ilgi görmedi veya acemilikten ben gerekli olan çalışmaları yapamadım, daha sonra tür değişikliğinden sonra kitaplar ilgi gördü ama para kazanamadım. Eserlerime gösterilen ilgiye gelince, 10.kitaptan sonra başımı öne eğip şunu düşündüm. Yazacağım kitaptan çocuklar+gençler+ortayaşlılar ve yaşlılar nasıl faydalanabilir? Bu 4 kategoriyi iyice inceledim, sonra kitap yazma temellerinin üzerlerine bunları koydum. Sonuç başarılı oldu, bunu 3 örnekle izah edeyim. Erzincan’da okuyan Nazillili üniversite öğrencisi biri vardı, bir gün yanıma gelerek ”Abi, bizim bir hocamız var. Senin yazdığın Ege Bölgesi isimli kitabın adını duymuş, ondan bir tane istiyor.” dedi. 5.000 tane basılan kitabın bittiğini, elimde olan bir kitabı kendisinin faydalanması için verebileceğimi söyledim ve verdim. Bu genç, 2-3 ay sonra gelip elindeki kitabı hocanın zorla aldığını söyledi. Aydın Lisesi Öğretmenlerinden rahmetli Mehmet Genç, vefatından 1 yıl önce Nazilli Edebiyat Festivali’ne bir konferans için gelmişti. Konferans sonrası konuşurken bana dedi ki ”Senin yazmış olduğun Aydın ve İlçeleri isimli kitabı Aydın’da arıyorum, bir tane yok. Bir gün Giresun’a gitmiştim, bir parkın içinden geçiyorum. Bir baktım, bir bankın üzerinde Aydın ve İlçeleri isimli kitap, yazarı Kerim Özbekler. Sağa sola bakındım, ortalıklarda kimse yok. Bir öğrenci unutmuş olmalı, kitabı o bankın üzerinde buldum aldım.” dedi. ”Hocam, bu benim için müthiş bir anı ve ilginç.” dedim, Aydın ve İlçeleri isimli kitap 3 baskı yaptı. 1.ve 2.baskıları 5.000 adet basıldı, 3.baskısı 10.000 idi. Yine bir gün Ankara’da halen hayatta olan Emekli Kültür Bakanlığı Araştırma ve Koordinasyon Müdürü ve Yazar Hayrettin İvgin bana dedi ki ”Kerim Bey, bizim bakanlığın büyük bir bütçesi var ama biz bir kitap yayınlıyoruz. Kitap çıktıktan sonra bir bakıyoruz, kitap istediğimiz gibi çıkmamış. Senin kitapları inceliyoruz, bizim kitaplardan daha iyi bilgiler içeriyor. Elinde iyi bir arşiv ve kütüphane var galiba ?” dedi, doğruladım. Niçin büyük bir bütçe ile kaliteli kitap veremediklerini sorduğumda bana ”Biz kitabı komisyon kararı ile yayınlıyoruz, birisi burası fazla diyor çıkarıyoruz. Birisi burası olmamış diyor çıkarıyoruz, kitap çıktıktan sonra da eksik olduğunu fark ediyoruz.” dedi.

-Hangi yazarlar ve eserler sizi etkiledi?
-Aydın doğumlu olduğum için kurtuluş savaşına iştirak eden efe çocukları ve torunları ile yakın ilişki-arkadaşlık içinde oldum hep, dedelerinden-babalarından duyduklarını bana anlatırlardı. Zamanla bunları kaleme almaya başladım, bir gün İzmir’de rahmetli Gazeteci-Yazar Şeref Üsküp’le tanıştım. Üsküp, bana yayınladığı kitaplardan verdi. Hepsini de okudum. Verdiği kitaplardan birisi ”Çakıcı Efe” ismini taşıyordu, bu kitap 300 sayfalık bir kitaptı. Ben bu kitabı tam 4 defa okudum, diğer kitapları da akıcı bir dille yazılmıştı ama Şeref Üsküp’ün çıkardığı ”Hür Efe” isimli bir haftalık gazete vardı ve öyle şöhret peşinde koşacak veya para hırsı olan birisi değildi. Her hafta gazetesini de bana postalardı, köşe yazarları da kaliteli idi. Son derece anlaşılır bir dille yazılarını kaleme alırlardı, İzmir’e her gittiğimde Üsküp’ün yanına uğrardım. Oturur uzun uzun konuşurduk, efelerin hayat hikayelerini kaleme alma fikri ondan bana geçmiştir. Üstelik aslen Ödemişli olan Üsküp, Çakıcı Efe’nin kızanlarından Çaylılı Koca Mehmet ile de arkadaştı. Zamanla benim elde ettiğim bilgileri Şerep Üsküp Hürriyet ve Yeni Asır Gazetelerinde yayınlamaya da başladı, bilgileri benden aldığını da ifade ederdi. Kitap-gazete-dergi tanıtım yazıları için Başbakanlık Basın Müşaviri ve yazar rahmetli İsa Kayacan’dan etkilendiğimi yazabilirim ama öyle zaman geldi ki aslen Burdur’lu olan İsa Kayacan benimle ilgili bir yılda 30-40 gazete ve dergide yazı yayınlardı. Sonraları kendisi ile çok sıkı bir dost olduk, çoğu il ve ilçelerdeki toplantı ile şairler şölenlerinde birlikte olduk.

-Son olarak yazar adaylarına neler tavsiye edebilirsiniz?
-Her gün bütün gazete-dergileri-kitapları takip edip fırsat buldukça okumalarını, dünyadaki bütün olayları gerek radyo-TV ve internetten takip etmelerini tavsiye ederim. Mesleki bilgi ve becerilerini artırmak için sık sık kitap fuarlarını, yayın dünyasını yakından izlemelerini. Meslektaşları ile yapacakları diyalog ve çalışmaların kendilerini daima üst düzeye taşıyacağını bilmelerini isterim.

- Advertisment -

En popüler

Betül Altınsoy’un Değerli Eğitimci/Yazar Ayşe Mercan Kara İle Söyleşisi

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba,1986 yazında Afyonkarahisar’ da dünyaya gözlerimi açmışım. Babamın tayini sebebiyle ülkemin en güzel şehirlerinden olan Bursa’da büyüdüm. Konya Selçuk üniversitesinde Türk...

Şair Kerem Taşkın – Sevinçler

Mutlu olmak sevince bağlı Sevinç kalbimde açıyor Çiçekler gibi coşuyor Kelebekler gibi uçuyor Sevinçler umutla dolu Bulutlar gibi bem beyaz İçinde yürür hayatın Neşe saçar yaşadıkların Umut et senin olsun Tüm yaşadıkların Sevgi içinde...

Değerli Ozan Aşık Rasim Genç İle Röportaj

Kendinizden bahseder misiniz? 1963 yılında Samsun Vezirköprü'ye bağlı Çorakdere köyünde doğdu. İlkokulu köyünde bitirdi. Çok istemesine rağmen, imkânsızlıklar nedeniyle eğitimine devam edemedi. Çobanlıkla başlayan yaşamı, inşaat...

Devlet Bahçeli: Türk Birliğinin Hasretini Çekip Hayallerini Kuran Merhum Türkeş Bey’in İnanıyorum ki Ruhu Şad Olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in 27.Vefat Yıldönümü” münasebetiyle yayınladıkları anma mesajını sunuyoruz. Türk siyaset ve demokrasi hayatına derin...

Son Yorumlar