10.3 C
Ankara
24. Mayıs. 2024
No menu items!
Ana Sayfa Diğer Kültür Sanat Yiğit Emir AHİ’nin Yazar Fulya BAYRAKTAR ile Söyleşisi

Yiğit Emir AHİ’nin Yazar Fulya BAYRAKTAR ile Söyleşisi

Röportaj:Yiğit Emir AHİ

Merhaba, öncelikle âdettendir sorulur, kimdir Fulya BAYRAKTAR?
Söyleşi talebiniz için teşekkür ederim. Adana’da doğdum. Lise eğitiminin sonuna kadar orada yaşadım. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat bölümünü bitirdim. Uzun yıllar bir kamu bankasında çalıştım ve oradan emekli oldum. Ankara’da yaşıyorum. Evliyim ve bir oğlum var.
Küçük yaşlardan bu yana okuyor ve yazıyorum. On dokuz yıldır, üç kadın arkadaşımla beraber, Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi’ni çıkarıyoruz. Lacivert Dergi için dosyalar, söyleşiler hazırlıyorum, yazılar yazıyorum. Öykü ve yazılarım pek çok dergide yayımlandı.
Notabene Yayınevi tarafından 2015 yılında basılan YUH!, 2018 yılında basılan Bana Öyle Tuhaf Bakma ve 2022 yılında basılan Yan Yana başlıklı üç öykü kitabım var. Okuyan olduğu sürece öykü yazmaya devam etmeyi düşünüyorum.

Günlük yazma pratiğiniz nasıl? Her gün düzenli yazıyor musunuz?
Çok uzun yıllar iş, ev ve edebiyat üçgeninde cebelleştiğim için, maalesef günlük yazma disiplini oluşturmak mümkün olmadı. Uzun yıllardır Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi’ni de çıkardığımız için, onun zorunlulukları her zaman ön planda oldu. Daha çok uykudan fedakârlık ederek yazma eylemimi gerçekleştirebiliyordum. Dört yıldır emekliyim, zamanı kullanma konusunda biraz daha özgürleştim. Ancak yine de bir günlük yazma disiplini oluşturamadım. Bazen okumak, bazen aile, bazen de arkadaşlarım yazmanın önüne geçebiliyor. Böyle zamanların benim için yazıya hazırlık olduğunu düşünüyorum.

Ankara’da yazar olmak nasıl bir duygu?
Ankara, bir yazar için bir yanıyla çok zengin bir yanıyla da çok kurak bir yerdir. Nedense, İstanbul dışında hiçbir yerde sanatsal faaliyet yokmuş gibi davranılıyor. Oysa Ankara sanatın ortaya çıkış ve diğer illere dağılış merkezi. İstanbul gibi çok hareketli ve dağınık olmadığı için sakin sakin yazma eyleminizi gerçekleştirebileceğiniz bir yer. Karmaşayı seven biri değilim. Gezmeyi, yeni yerler görmeyi çok sevsem de okuyan, yazan bir kişi olarak Ankara’da olmaktan memnunum.

Yeni öykü kitabı çalışmalarınız var mı, varsa nelerdir?
Elbette öyküler yazmaya devam ediyorum. Yeni öykü dosyalarım oluşmaya başladı. Ancak çok üretken bir yazar olduğumu düşünmüyorum. İlk öykü kitabımı, öykü yazmaya başladıktan yaklaşık 12 yıl sonra bastırdım. 20 yıl içerisinde sadece 3 öykü kitabım çıktı.
Felsefe ile de ilgiliyim. İkinci Üniversite kapsamında felsefe bölümünden mezun oldum. Biraz o konuda da kalem oynatabilir miyim, diye uğraşıyorum. Ayrıca küçük hacimli anlatı oluşturma çabalarım da var.

Edebiyat bloglarından takip ettikleriniz hangileri?
Daha önce de bahsettiğim gibi okuma yazma eylemim dışında, arkadaşlarımla beraber, edebiyat ortamı açısından çok önemsediğim Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi’ni çıkarma ve onu devam ettirebilme gayreti içerisindeyim. İnternet siteleriyle düzenli olarak ilgilenebilecek zaman bulmakta zorlanıyorum. Düzenli olarak bana haberleri ulaşan birkaç edebiyat sitesi var: Edebiyathaber, Parşömenedebiyat ve Edebiyatburada gibi… Edebiyat sitelerinin edebiyat ortamına önemli katkıları olduğunu düşünüyorum. Oldukça az kitap okunan ülkemizde, ulaşım kolaylığı nedeniyle bu siteler aracılığıyla edebiyatla ilgilenmeye başlayan ya da ilgisini artıran çok fazla kişi olduğunu düşünüyorum. Var olsunlar…

Yazarken ilham veya motivasyon kaynağınız nelerdir? Biraz bahseder misiniz?
Yazan insanın, evrenle, varoluşla, dünyayla, insanla, insanlıkla bir derdi olduğunu düşünenlerdenim. Yazarın ilgi alanı, en çok etkilendiği olaylar ve durumlar, insani yapısı elbette yazdığı konuları ve yazma biçimini belirliyor. Yoksun olma, en hayati şeylere bile ulaşamama durumu, elde olmayan acizlik, ama en önemlisi de insanın insana ettiği kötülük beni çok yaralıyor. Bu konudaki gözlemlerim ve biraz da okuduklarım beni yazma konusunda oldukça tetikliyor. Elbette çok fazla durum var insanı etkileyen, ama onları ifade etme yolu bulabildiğinizde yazıyorsunuz. Bir mimik, bir konuşma, bir bakış, bir beden, bir giyim şekli bile bazen sizi yazmaya itebiliyor.

Yazdığınız metnin bitmiş olduğunu nasıl anlıyorsunuz? Bitmesi bir yana, bir dergiye gönderebileceğiniz kararını verirken, kendi kendinizle hesaplaşırken göz önünde bulundurduğunuz kıstaslar nelerdir?
Bir öykünün bitmiş olduğuna çok zor karar veririm. Bir dergiye öykü göndermenin ya da kitap bastırmanın, iddialı bir şey olduğunu düşünenlerdenim. Belki 20 yıldır elimde olan, dönüp dönüp okuduğum, üzerinde uğraştığım ama hâlâ hiçbir yerde yayımlatmadığım öyküler var. Demem o ki; öykünün bitmiş olduğuna kolay kolay ikna olamam.
Bir olayı, bir durumu aslında eli kalem tutan herkes yazarak kendi cephesinden anlatabilir. Yazarın derdi, biraz da o olayın veya durumun yazılmaya değer olup olmadığına ve nasıl yazılabileceğine karar vermektir. Onlarca, yüzlerce kez olayı ve anlatım biçimini, cümlelerini değiştirebilir. Kendince, en iyi biçimde yazdığına karar verebilene kadar…

Bir kültür insanı olarak kitap ve insan hakkında neler söylersiniz?
Bilimsel kitapları bir yana bırakırsak -ki onlar da elbette çok önemli- kitap okumak; yaşadığından başka bir dünyanın da var olabileceğine inanmayı, bütün insanlık hallerine esnek bakabilmeyi, empati yapabilmeyi, insanların acısını, sevincini kendi içinde hissedebilmeyi, kendince çözüm önerileri geliştirebilmeyi sağlar.
Edebiyatın yaygın ve egemen olduğu toplumlarda, şiddet yerine sevginin, savaş yerine barışın, kıskançlık yerine üretkenliğin, sömürü yerine çalışkanlığın egemen olacağını düşünüyorum. Sosyal ve kültürel birikim sağlamak, bu birikimi sonraki nesillere aktarmak, sağlam, kalıcı, insani, vicdani, adil değerler yaratmak için de edebiyatın öncelenmesi gerektiği düşüncesindeyim. Birbirini anlayan, sorgulayabilen, hoş görebilen, hak verebilen, duygu ve mantığını birlikte kullanarak ilkel içgüdülerini terbiye edebilen insanların varlığı, nitelikli bir edebiyat ortamının varlığında saklı bence…

Güzel ve keyifli bir sohbetti. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey, vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Edebiyat; insanın eksiklerimi tamamlayan, zihnini açan, algı düzeyini yükselten, insanların yaşayageldiği her şeyden onu haberdar eden, ilgilendikçe sanki daha bir insan olmayı sağlayan bir uğraş. “Okuyalım, okutalım” diyorum…

Vakit ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.
Ben de sizlere, edebiyat, sanat ortamına katkılarınız için çok teşekkür ederim.

- Advertisment -

En popüler

Ankara Şehit Yakınları ve Gaziler Korosu Kalefest’ de Büyük Takdir Gördü

Ankara Şehit Yakınları ve Gaziler Korosu Kalefest' de Büyük Takdir Gördü CANTÜRK HABER ÖZEL HABER/ KIRIKKALE 22 Mayıs 2024 tarihinde Kırıkkale Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanında Kırıkkale...

Güney Türkistan’da Özellikle Türklerin Yoğun Şekilde Yaşadığı Bölgelerde Büyük Sel Felaketi Yaşanıyor.

Güney Türkistan'da büyük bir şok ve üzüntü yaratan, Türklerin yaşadığı bölgeyi vuran ve şimdiye kadar görülmeyen sel felaketinde, alınan yeni bilgilere göre, Güney Türkistan'ın...

Betül Altınsoy’un Değerli Eğitimci/Yazar Ayşe Mercan Kara İle Söyleşisi

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba,1986 yazında Afyonkarahisar’ da dünyaya gözlerimi açmışım. Babamın tayini sebebiyle ülkemin en güzel şehirlerinden olan Bursa’da büyüdüm. Konya Selçuk üniversitesinde Türk...

Şair Kerem Taşkın – Sevinçler

Mutlu olmak sevince bağlı Sevinç kalbimde açıyor Çiçekler gibi coşuyor Kelebekler gibi uçuyor Sevinçler umutla dolu Bulutlar gibi bem beyaz İçinde yürür hayatın Neşe saçar yaşadıkların Umut et senin olsun Tüm yaşadıkların Sevgi içinde...

Son Yorumlar